yaşanmış paranormal vakalar 2


eskişehir de yaşadığım dönem, bir ara nerde akşam orda sabah modunda takılıyorduk. aslında orda hep öyle takılıyorduk. bir gece benim savaş adında bir arkadaş var, akşam takıldığımız yere yakın diye ona geçtik. normalde ev arkadaşları var ama o akşam savaş yalnız, memoyla da ben eklendik üç kişiyiz totalde.


ev odundpazarı semtinde bir apartman dairesi, ama belki de eskişehir in ilk apartmanlarından. baya eski püskü bir şey, asansörü masansörü koy antika diye müzeye gider yani, etrafı tellerle çevrili olan cinsten. neyse evin kendisi de antika, eşyalı kiralamış bizimkiler, önceki sahibi doktormuş, zamanının varlıklı ailelerindenmiş. evde bildiğin piyano dahil her şey var ama tüm malzemeler 70-80 lerden kalma, hani evin kapısından girdiğin an zaman tünelinden geçmiş gibi hissediyorsun, öyle bir atmosferi var. ya da direk koy kapısına kaçış evi tabelasını para basarsın.


her zamanki üç beş muhabbeti yaptık, zaten bizim kafamız vardığımızda güzeldi, sonra ben yatıyore diye odalardan birine geçtim. benim geçtiğim oda diğerlerine nazaran daha yeni eşyalarla döşenmiş, hani zaten çok eşya yok o odada. amacım da o odayı kapmak, çünkü evin enerjisi alengirli olunca sürekli bir geyik dönüyor. ne bileyim kalan hatunlar falan gece sesler duyduk diolar, şöyle oldu böyle oldu, yatır vardı, hayalet vardı, bir sürü saçma sapan tonla şey. biz de kendimizce bilimsel açıklamalar getiriyoruz, yok kalorifer borularında kalan hava ses yapıyor, yok ev eski üstteki yürüo sesi gelio dioruz ama yatınca pirelenion, bir ürperti geliyor ama çaktırmıon.


diğer oda benim kaldığıma göre baya tuhaf bir oda; çift kişilik yatak var, yatağın ayak kısmında aynalı bir dolap var, yanlarda oymalı moymalı gardıroplar var, yatağın üstünde cibinlik var. yani koy yanı başına şehzade model şapkayı hayaletler gelsin çeyreği taksın sünnet çocuğuna, aynaya bakınca kendimi öyle hissediyorum, sevmiyorum kafamda canlananları. diğer oda savaş ın zaten, salon desen piyanosuydu, oymalı başları olan koltuklarıydı, değişik abajurlarıydı, küllükleri bile bir garip... birazdan elinde viski kadehi üstünde röpteşambırı doktorun hayalet gelecek, piyano kendiliğinden çaykovski çalacakmış gibi bir ortam, hiç uyumaya elverişli değil.


neyse ben yattım uyudum, yalnız yatağa ters yatmışım, normalde siksen kapıyı görebileceğim bir pozisyon olmasa uyuyamam ama kapı tam kafamın tepesinde kalıyor, yatış pozisyonum bu. gece uyandım tepe tarafımdan ışık geliyor, ben nasıl böyle yatmışım lan diye düşünüyorum, bir yandan gözleri tepeme doğru diktim baktım odanın kapı uzun bir antreye açılıyor, antrenin lambası yanıyor. benim odanın hemen yan odasında memo yatmış, antrenin diğer ucunda savaşın oda salon, mutfak var, ortada bir yerde de banyo var.


antreye bakıyorum, bir yerden sesler geliyor çünkü. tam göremedim, doğruldum, banyonun ışıkta açık, biri var belli. he tamam lan bir şey yokmuş diye tam geri yatıcam. banyodan savaş çıktı, odasına doğru yürümeye başladı, tam kapının oraya geldi, adam küt dedi düştü, düşerken kafayı dolaba vurdu. nolduğunu anlayamadım koşa koşa yanına gittim noluyo diye. adamın kafasının etrafı kan gölü, beni de kan tutuyor, kanı görünce bakmayım diyorum ama bir kere gördüm hınını zikiyim dedim yanına da hafiften hafiften ben düştüm.


sonra ben gözleri bir açtım, bildiğin az önceki yatağımdayım, her şey aynı, pozisyonum falan, tepeden ışık geliyor. rüya mıydı diyorum, olamaz çünkü hayatımda öyle hd rüya görmedim ben. tepeyi süzdüm yine, antrenin ışık yanıyor, yine banyodan ses geliyor. bu sefer yalnız benim maça yemiyor, doğrulup da bakamıyorum noluo die. az sora banyonun kapı açıldı biri çıktı ama net göremiyorum, sora savaş ın odaya doğru yürümeye başladı, töbe bismilla dedim ben de. dua okucam da o an hiçbir şey gelmiyor aklıma, kitlendim nasıl oluyor onu anlamaya çalışıyorum. küt dedi bir ses geldi, ben hafiften doğruldum baktım, adam hakkaten az önceki gibi orda yatıyor.


onun yanına koşmadım bu sefer memo nun yanına koştum, adamı uyandırdım ama anlatamıyorum olanları, beyin bir tık önde çalışıyor dilimden, kelimeler kitlenip kalıyor, hani düşündüğümü söyleyemiyorum. cins bir şekil uyanıp beni öyle görünce, o da tırstı belli ifadeden, en son zar zor savaş dedim. bu onun odaya doğru yöneldi, ben de arkasından gittim ama yavaş gidiyorum, kanı görüp bayılmayım diye. sonra memo savaşı gördü, benim üstüme geldi dio naptın adama. dicem ben yapmadım die ama diyemion ki aga o an. sonra hafiften baktım, kan yok bu sefer ama gözlerinin siyahı gitmiş bembeyaz amk.


sonra biz bir kendimize geldik bi süre sonra, tokatladık mokatladık, o an aptalca ama yapıyorsun, tokatlıyorsun, mantıklı geliyor çünkü. savaş kendine geldi, bunun hastalığı vardı arada bayılıodu. bayılmış amk. sonra ben olayı anlattım, rüya mıydı neydi onu anlattım. herkes bir tedirgin oldu, inanmıcaklar ama inanıolar çünkü ben siksen uyanmam normal koşullarda, hani uyandıysam bir anormallik vardır.


biz dağıldık odalara tekrar yattık, döndüm durdum uyuyamadım, doğruldum bir sigara yandım o ara memo geldi, dedi ben de uyuyamadım, birer sigara daha yandık. dedi olm bu olay çok tuhaf beraber mi uyusak. sanki söylediği daha normalmiş gibi söylüyor bir de. memo benim çocukluk arkadaşım, çok uyuduk beraber de, hani fazladan yatak varken saçma ama bir yandan da tırsıosun, ağır bastı korku dedim olur. benim odada tek kişilik yatak var, diğerine gittik, yattık. aynaya baktım, cibinlikli yatakta, ulan dedim bu sefer daha da uykum kaçtı, hani sabah biri gelse nasıl açıklıcaksın durumu, kafamda canlananlar hoş değil. o ara memo cama baktı, dedi olm ben yatarken perdeyi kapattım, perdeye baktım sonuna kadar açık. dedim kalk gidem, o geceyi de tren garında noktaladık. yine trenler kurtardı günü.



0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör